ÇOCUKLARDA KONUŞMA GELİŞİMİ VE ÖNEMİ
İnsanın sosyal ilişkilerini sürdürebilmesi için en fazla ihtiyaç duyduğu beceri konuşmadır. İletişim doğumla birlikte başlamaktadır. Bebeklerde zaman içinde konuşma gelişimleri aşama aşama ilerlemektedir. Bunlar normal konuşma gelişimi; agulama, babıldama, ekolali, jargon (anlaşılmaz konuşma), sözcükler, sözcüklerin birleştirilmesi ve cümlelerin oluşmasıyla aşamalar halinde gelişerek devam eder. Bebek ve çocuklarda bilişsel, sosyal ve motor özelliklerinin önemli olmasının yanı sıra zengin bir dil ortamı, güçlü ve devamlı uyaranlar önemlidir. Bu durumlar çocukta konuşmanın başlama zamanı, hızı ve diğer parametrelerinde etkilidir.
Gecikmiş konuşma bir çocuğun akranları ile uyumlu, benzer konuşma becerilerini sağlayamaması olarak tanımlanabilir. Çocukta konuşma gecikmesi var diyebilmek için çocuğun hangi konuşma döneminde olduğu önemlidir. 1-2 yaş arasıdaki bir çocukta konuşmanın daha az anlaşılır olması, ya da yaşına uygun olmaması konuşma gecikmesi olarak görülür. 2 yaş civarındaki çocuklarda ise kullanılan kelimelerin elli kelimeden daha az olması veya diğer kelimelerle kombinasyon kurulamamasına gecikmiş konuşma olarak tanımlanmaktadır. Dil ve konuşma gelişimindeki gerilikler erkek çocuklarda daha çok görülmektedir. Bunların yanı sıra çocuğun zeka kapasitesi, sosyal çevresi, ailenin sosyoekonomik durumu, kardeş sayısı, çocuğun kişiliği, çocuğa bakan kişinin tutumu gibi birçok neden konuşma ve dil gelişimi üzerine etkilidir. Bu etkenlerin yoğunluğu ya da sayısı dil ve konuşma bozukluğunun etkilenim derecesine yansımaktadır. Örneğin; çocuğun zeka gelişiminde ne kadar fazla gerilik varsa konuşma gelişimi de o kadar etkilenmektedir.
Çocukların gelişim dönemlerinde yoğun olarak zamanlarını nasıl geçirdiğine göre konuşma becerilerini gelişimi de o yönde etkilenmektedir. Araştırmalar, oyuncaklara daha fazla ilgi gösteren çocukların daha çok sayıda nesnelerin adlarını öğrendiğini, yetişkinlerle daha çok vakit geçiren çocukların ise daha çok sosyal ilişkilere ait sözcükleri öğrendiğini belirtmektedir.
Erken dönemde dil ve konuşma bozukluğu görülen çocuklar, ileriki dönemlerde de öğrenme bozuklukları için risk altındadırlar. Bunlara ek olarak anksiyete, düşük benlik saygısı, zayıf arkadaş ilişkileri ve günlük yaşantıda başka problemde gözlenebilmektedir.
Dil becerileri birbirleriyle yakın ilişki içindedir. Konuşma gelişimi dönemindeki aksaklıklar okuma- yazma dönemini de etkilemektedir. Doğru zamanda tedavi edilememiş çocuklarda okuduğunu anlama, akıcı okuma, işitsel dikkat gibi parametrelerde yetersizlikler gözlenmektedir. Çocuklardaki sözcük dağarcığının en iyi bilinen göstergesi okul başarısı olduğu bilinmektedir. Kelime dağarcığının genişliği, çocuğun okulda ve akranları arasında kendini daha iyi ifade edebilmesini sağlar. Sözel anlatım becerilerini içeren birçok derste daha başarılı performans sergilemesini sağlar. Diksiyonun düzgün olması sosyal faaliyetlere katılımında da öncülük eder. Bu durumlarda çocuğun özgüvenini geliştirir.
Sonuç olarak iletişimin en temel yöntemi olan dil ve konuşma gelişimi çocuğun bilişsel gelişiminin yanı sıra akademik ve sosyal yaşamda başarısını da etkilemektedir. Bu nedenle dil ve konuşma geriliği olan çocuklar erken dönemde değerlendirmeye alınmalı ve erken dönemde tedaviye başlanmalıdır.
Dr. EMEL ARSLAN SARIMEHMETOĞLU