Dünyada ve ülkemizde dil ve konuşma bozuklukları görülme oranı her geçen gün artmaktadır. Ayrıca dil ve konuşma bozuklukları görülme oranı diğer davranış bozuklukları, zihinsel, görme ve işitme yetersizliklerinden daha yüksek olduğu bilinmektedir.
Çocuklar dil becerisini kazanırken aynı basamaklardan geçseler de bu basamaklardan geçiş süreleri ve süreçleri farklılaşabilmektedir. Çocuklar sadece ifade edici dilde veya alıcı dilde gecikme yaşadığı gibi her ikisinde birden de gecikme yaşayabilirler. Çocuklarda dil gelişiminde gözlenen gecikmeler ve bozulmalar özellikle dil ve konuşma bozuklukları uzmanı / terapisti tarafından değerlendirilmelidir. Bu arada çocuğun öncelikle dil ve konuşma gelişimi için gerekli olan duyusal, algısal, oral mekanizma, işitsel ve nörolojik yeterliliklerinin incelenmesi de gerekmektedir.
Dil ve konuşma bozuklukları birbirinden farklı kategorilerde yer almaktadır ve farklı özellikleri, belirtileri bulunmaktadır. Dil bozukluğu, konuşmayla birlikte anlama, isimlendirme, yazma, okuma gibi diğer iletişim işlevlerini de içermektedir. Dil bozukluğu olan bireyler, herhangi bir konuşma bozukluğu ya da işitme kaybı olmaksızın kendi dillerinde söylenenleri çoğu akran düzeyinde anlayamaz ya da ifade edemezler. Duyduklarından ve okuduklarından anlam çıkarmada, söylemek ve yazmak istediklerini planlama, ifade etme alanlarının bir ya da birkaçında akranlarına oranla daha düşük başarı göstermektedirler. Dil bozuklukları birçok nedenle ortaya çıkabilmektedir. Kromozom bozuklukları, gen anormallikleri, doğum öncesi ve doğum sırasında meydana gelen sorunlar, çevresel ve sosyal faktörler dil gelişimini etkilemekte ve dil bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu sorunlara bağlı olarak karşımıza çıkan en belirgin sorun dilde gecikmedir. Gelişimsel Dil Bozuklukları , Özgül Dil Bozukluğu, Otizme Bağlı Dil Bozuklukları
gibi durumlar dil bozukluğu sınıfında yer almaktadır.
Konuşma bozuklukları ise bir kişinin konuşma şeklini etkiler. Konuşma bozukluğu, sözel dildeki sesleri üretmek için gerekli olan motor, bilişsel ve dilsel işlemlerin (solunum, sesleme, rezonans ve sesletim) yerine getirilmesindeki aksamalar olarak tanımlanmaktadır. Konuşma bozuklukları hem çocukları hem de yetişkinleri etkileyen çeşitli durumları
içerir. Bir sesin sesletimindeki sorun, anlaşılabilir konuşmayı üretememeye, sesle ilgili sorunlar (sesin şiddeti, rezonansı veya süresinde ortaya çıkan sorunlar), ifadenin akıcılığıyla ilgili sorunlar konuşma bozukluklarının içine girer. Konuşma Sesi Bozuklukları, Motor Konuşma Bozuklukları, Çocukluk Çağı Apraksisi, Akıcılık Bozuklukları gibi durumlar konuşma bozuklukları sınıfındadır.
Çocuk duygu ve düşüncelerini gerek sözlü, gerekse yazılı olarak tam ve doğru ifade edebildiği oranda başarılı olur. Küçük yaşlardan itibaren oluşturulacak ana dil bilinci çocuğun hayal gücünü artırır, kelime hazinesini zenginleştirir. Dil ve konuşma bozuklukları tedavi edilmediği takdirde bireyin akademik performansını olumsuz yönde etkilemekte ve kişilerin psikososyal uyumlarını azaltmaktadır. Dil ve konuşma bozukluğu olan çocuklar sıklıkla sınıf düzeyinin gerisinde kalmaktadır. Çoğunlukla okumayı zor öğrenirler, ifade etmede ve anlamada güçlük çekerler, sosyal ipuçlarını yanlış anlayabilirler, problem çözme, muhakeme güçleri zayıflar ve sınavlarında da zorlanırlar.
Dil ve konuşma bozuklukları uzmanlarımızın amacı erken tanı ve gelişim izleme yöntemleri ile bireyin gelişimini destekleyerek en yüksek kapasiteye ulaşmasını sağlamak ve böylece birey ve ailenin yaşam kalitesini artırmaktır. Dil ve konuşma bozukluklarında erken ve zamanında müdahale tüm dil ve konuşma bozukluklarının tedavisinde daha fazla başarı imkanı sunmaktadır.