İşitme kaybı, bireyin işitme duyarlılığının gelişimi, uyumu, özellikle de iletişimdeki görevlerini yeterince yerine getirememe halidir. İşitme fonksiyonunu bozacak herhangi bir sebep işitme kaybı şeklinde ortaya çıkar. İşitmenin sağladığı en önemli fonksiyonu konuşmadır.

İşitme kaybının çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri 4 maddede sıralanabilir:

1. Konuşma ve lisan gecikmelerine yol açar.

2. Lisan bozukluğu öğrenme güçlüğüne yol açar. Akademik başarısızlığı da yanında getirir.

3. İletişimde oluşan güçlükler sosyal alanda ve bireyin kendine olan güveninde eksikliklere yol açar. Ayrıca psikolojik ve sosyal problemlere de sebep olmaktadır.

4. Mesleki seçimlerini olumsuz yönde etkiler.

 

İşitme kaybının tespit edilmesi ve zamanında uygun cihaz uygulanması şarttır.

Hem normal işiten hem de işitme engelli çocuklar için işitmenin normal gelişim süreci aynı evreleri içermektedir. İşitsel sisteme ait sinirsel yapının gelişmesi tamamen sürekli uyarıma bağlıdır. Belli yaştan sonra yeteneklerin algılanma özelliklerinin durması işitme kayıplı çocuklarda erken tanı ve terapinin önemini açıkça ortaya koymaktadır.

İşitme kaybının en önemli etkisini dili anlama ve üretme süreçlerinde görmekteyiz. İşitme kayıplı bireyler genellikle içinde yaşadıkları toplum tarafından kullanılan sözel dilde yetersizdirler. Hafif ve orta derecede işitme kayıplı çocuklar, genelde ağır ve çok ileri derecede işitme kayıplı çocuklardan daha anlaşılır bir konuşmaya sahip olurlar.

İşitme  kaybı çocuklarda okul başarısında temel olan ve dil becerilerine bağlı olarak gelişen okuma becerisi alanında anlamlı düzeyde gerilikler oluşturur. İşitme kayıplı çocuklar ortalama zeka seviyesine sahip olmalarına karşın, iletişimde güçlükler yaşamaktadırlar.

İşitme kayıpları günümüzde meydana geldiği döneme göre;

a) Prelingual (dil öğrenimi öncesi)

b) Perilingual (dil öğrenimi sırasında)

c) Postlingual (dil öğrenimi sonrasında)

 Prelingual işitme kaybı

1. Doğuştan işitme kaybı olan bir çocuk doğal ve yeterli bir konuşma geliştiremez.

2. İşitme düzeyi ne kadar iyi ise konuşma o kadar iyi olur ve kolay gelişir.

3.Hafif ve orta derecedeki işitme kayıplarında esas olarak artikülasyon bozukluğu olur.

4.Orta ve ileri derecedeki kayıplar artikülasyon, ses kalitesi ve ritimde ciddi bozukluklara neden olur.

5.İleri ve çok ileri derecede işitme kayıbı bulunan çocuklara dokunsal duyularla ile konuşma öğretilebilir. Ancak konuşma normal çocuklara göre oldukça farklı olacaktır.

6. İşitme cihazı ile konuşma geliştirilebilir ve devamlılığı sağlanabilir.

Güncel yaklaşım,  işitme cihazında  yararlanamadığı düşünülen  ve  işitme kaybının çok yüksek derecede olduğu çocuklara koklear implantasyon (biyonik kulak) uygulanmaktadır. Erken dönemde uygulamalar yapılan çocuklar gerçek yaş ile lisan yaşı arasında bulunan fark kısa zamanda kapanmakta ve normal yaşıtlarını yakalama şansına sahip olabilmektedirler.

 

Postlingual işitme kaybı

1. Normal işitme ile doğan bir birey işitmesini kaybettikten sonra konuşması bozulur.

2. İşitme kaybı derecesi arttıkça, konuşma bozukluğunun miktarı da artar.

3. İşitme kaybının şiddeti arttıkça, konuşmada önce artikülasyon, sonra ses kalitesi ve sesin ritmi bozulur.

4. İleri derece işitme kaybı ne kadar uzun süreliyse konuşma bozukluğu o kadar fazla olur.

5. Ani işitme kaybında konuşma bozukluğu hemen ortaya çıkmaz, zaman içinde işitsel geri besleme mekanizmasının ortadan kalkmasına bağlı olarak konuşmada bozulmalar ortaya çıkar.

6. İşitme cihazı kullanımı ile konuşma bozukluğu engellenebilir.

 

Whatsapp BilimDil Konuşma Gelişim Danışmanlık Merkezi