Konuşma, iletişim kurmamızı sağlayan önemli bir araçtır. Çocukluğumuzdan itibaren yaşamımızın akışını etkiler. İlk arkadaşımızla tanışmamızdan başlayarak, bütün sosyal ilişkilerimizin kurulmasında hayati bir yer teşkil etmektedir. Çocukluktan itibaren kendimizi ifade etmemizi sağlayan konuşma, okul başarısına etkisi nasılsa, yetişkinlikte de mesleki durumda da etkisi göz ardı edilemez. Peki bu yeteneğin eksilmesi neye sebep olmaktadır? Bireyin yaşamındaki sosyal ve mesleki durumu, akademik başarıyı ayrıca psikolojik sağlığı olumsuz etkileyebilir. Konuşmanın bir akış, bir ritim bulunmaktadır. Sihirli bir melodi gibi olan bu akıcılık bazı kişilerde aksamalara bozulmalara uğramaktadır.
Çocuğunuzun konuşmasında *ben-ben-ben-ben geliyorum
* be-be-be-be-be-ben
*Neeeeeeeden gittin
* Bende-----------------------geliyorum (Hiç sesin çıkmadığı bir bloklama) gibi durumlar mı ? İşte bu durumlar konuşma akıcılığında bozulmaya yönelik sinyal veriyor olabilir.
Kekemelikte konuşmanın akıcılığını bozan, takılmalar, tekrarlamalar duraksamalar olmaktadır. Seslerin, hecelerin, sözcüklerin sık tekrarlanmaları veya uzatılmaları söz konusudur. Ayrıca kekelemeye göz kırpma, tikler, dudak ve yüz hareketleri, kafa hareketleri, fiziksel gerginlik ya da yumruk sıkma gibi motor davranışlar da eşlik edebilir. İletişimde baskının hissedildiği durumlarda stres ve kaygının artması kekelemeyi artırmaktadır.
Evrensel bir konuşma bozukluğu olan kekemelik durumu çok faktörlüdür. Kekemelik sadece konuşma engeliyle kalmayıp, sosyal engellerde oluşturmaktadır. Bu engellerin büyüklüğü duygusal, psikolojik etkilerin oluşmasına sebep olmaktadır. Kekeleyen kişiler özellikle de çocuklar, korku, hayal kırıklığı, utanma ve kızgınlık hissedebilirler. Bu olumsuz duyguların bireyin kişilik özellikleri üzerinde zararlı etkileri de olabilir.
2-3 yaş döneminde düşünce hızı konuşma hızından çok daha hızlıdır. Bu dönemde çocuğun konuşma hızı, ritmi, akıcılığı değişebilmektedir. Her konuşma akıcılığının bozulması KEKEMELİK değildir. Örneğin, normal konuşma sırasında da çok sayıda duraksama olabilir. Burada önemli olan bu bozulma normal bir durum mu yoksa kekemelik durumu mu ayırt edilmelidir. Konuşma durumunun iyi değerlendirilebilmesi için KBB muayenesi sonra konuşma bozuklukları uzmanın/terapistinin görüşü alınmalıdır . Çocuğun yaşının ilerlemesini beklemek bir çözüm değildir. Doğru takip ve değerlendirme çözümü getirmektedir.
Kekemeliğin yaşam boyu görülebilme oranı yaklaşık %5 iken kekemeliğin devam etme oranının ise %0,5-1 arasında olduğu araştırmalarla tespit edilmiştir. Ankara civarında ise ilkokul çocuklarında kekemeliğin yaygınlığı % 1.6 ve % 3.1 arasında bulunmuştur. Erkeklerde kekemeliğin görülme oranı kızlara oranla daha fazladır.
BAŞLANGIÇ YAŞI
Bir konuşma sorunu olan kekemelik çoğunlukla, okul öncesi dönemde ortaya çıkmaktadır. En sık başlangıç yaşları, özellikle çocuklukta 2-5 yaş arasıdır.
Genetik geçişin kekemelikte önemli bir rolü vardır. Birinci derece kanbağı olan akrabalar arasında kekemeliğin ortaya çıkma riski genel topluma göre 2-3 kat daha fazladır. Fakat kekemelik yalnızca kalıtımsal bir bozukluk olarak düşünülmemeli, kalıtımın önemli bir ön yatkınlık olduğu unutulmamalıdır.
Kekemeliğin kronikleşmesinde cinsiyetin erkek olması, aile geçmişinde kekemelik hikayesi bulunması , birkaç ay içerisinde kekemelik durumunda hiçbir iyileşme olmaması ve eşlik eden konuşma-dil bozukluklarının olması gibi faktörler etkilidir.
Çocuk konuşurken duraklama ve yineleme yapabilir, ancak ilk başta bunun farkında değildir. Çocuğun konuşmasında ki bozulmaya ailesinin ve çevresinin yaptığı uyarılar, tepkiler çocuğun dikkatini konuşması üzerine çekmektedir. Ailenin ve çevrenin etkisi durumu ciddileştirmekte, yan etkilenimlerin oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Kekelemeye yeni başlayan çocukların konuşmalarına olumsuz duyguların, kaygıların ve korkuların da eşlik ettiğini bilinmektedir.
Çocuktaki kekemeliğin varlığının ve şiddetinin; iletişim, konuşma ve yaşam üzerindeki etkilerinin azaltılması için sürecin iyi ele alınması gerekmektedir. İhmaller sorunları büyütmekte, olumsuz etkileri çoğaltmaktadır. Erken müdahale önemlidir, konuşma bozuklukları uzmanı/terapisti doğru müdahaleyi yapacaktır.