Günümüzde pek çok ülkede Otizm Spektrum Bozukluğu görülme oranı artmaktadır. Bozukluğun derecesine göre Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireyler yaşamlarında farklı derecelerde sorunlarla karşılaşırlar. Bağımsız yaşam becerilerinin kazanılması açısından otizm tanısının erken konulması ve sonrasındaki müdahale sürecinin iyi yönetilmesi gerekmektedir.

 

Otizm Spektrum Bozukluğunun etiyolojisine  bakıldığında genetik ve çevresel pek çok etkenin rol oynadığı görülmektedir. Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylerde, tıbbi görüntüleme tetkikleri ile beyin korteksinin ve sulkusların normalden büyük, korpus kallosumun ise normalden küçük olduğu gösterilmiştir. Bazı araştırmalara göre Otizm Spektrum Bozukluğu durumunda çok sayıda kromozom ve gende bozukluk olduğu düşünülmektedir. Kardeşlerden birinde Otizm Spektrum Bozukluğu varsa diğerinde de %2 ile %6 arasında görülme olasılığı vardır. Anne ve baba yaşının ileri oluşu Otizm Spektrum Bozukluğu için risk oluşturmakta olup özellikle baba yaşının katısının daha fazla olduğu belirtilmektedir. Bazı toksinlere ve ağır metallere anne karnında ve/veya doğumdan sonra maruz kalmanın Otizm Spektrum Bozukluğu riskini artırdığı tespit edilmiştir.

 

Otizm Spektrum Bozukluğu’nun belirtileri ve bu belirtilerin yoğunluğu kişiden kişiye ve eşlik eden diğer hastalıklara bağlı olarak değişebilmektedir. Genel olarak üç yaşından önce, karşılıklı sosyal iletişim ve etkileşimdeki yetersizlik, dil becerilerinde gerilik, stereotip davranışlar ve sınırlı ilgi ile kendini göstermektedir. 2013’de Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayınlanmış olan Ruhsal Bozukluklara İlişkin Tanı ve İstatistik El Kitabı V’te OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU kategorisi; 1) farklı durumlarda gözlenen sürekli bir sosyal iletişim ve sosyal etkileşim yetersizliği, 2) sınırlı ve yineleyici davranış, ilgi ve etkinlikler olmak üzere iki temel özelliği içermektedir. Bu özelliklerin yanı sıra belirtilerin erken çocukluk döneminde ortaya çıkması ve günlük yaşamı olumsuz yönde etkilemesi vurgulanmaktadır. Otizm Spektrum Bozukluğu tanılı çocuklarda karşılıklı etkileşim ve ilişki kurmada yetersizlik, göz göze etkileşim kuramama, sıcak ve neşeli ifade yoksunluğu, ismine tepki vermeme sosyal etkileşimde bozukluk olarak görülmektedir. Genellikle akran ilişkisi kurma ve sürdürmede de zorlanmaktadırlar. Sözel ve sözel olmayan iletişimde bozukluk ise bireylerle sözel ilişkiyi başlatma ve sürdürmede zorluk, sözel olmayan iletişimde yüz ifadesini, beden dilini ve duygusal jest ve mimiklerini kullanmada yetersizlikler olarak gözlenmektedir. Daha çok stereotipik ve yineleyici dil kullanımının egemen olduğu ekolalik konuşma egemendir. Zamirleri ters kullanırlar ve kendilerinden üçüncü şahıs olarak bahsederler. Yinelemeli davranışlar ve sınırlı ilgiler şu şekilde karşımızda çıkmaktadır: Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı almış çocuklarda nesnelere dokunma, koklama gibi yinelemeli hareketler, kendi etrafında dönme ve dönen eşyalara aşırı ilgi görülmektedir. Ayrıca nesnelerin belirli parçaları ile sürekli aynı şekilde oynama, el, kol ya da parmaklarla yapılan yineleyici hareketler mevcuttur.

 

Otizm Spektrum Bozukluğuna bağlı temel semptomları ortadan kaldıracak bir ilaç bulunmamaktadır. Tedavinin temelini terapi eğitim programları oluşturmaktadır. Tedavide amaç bağımsız yaşama becerilerini artırmak, sosyal iletişimi kuvvetlendirmek, ilgi alanlarını genişletmek ve problem oluşturan davranışları en aza indirmektir.

Dr.Emel Arslan Sarımehmetoğlu

Whatsapp BilimDil Konuşma Gelişim Danışmanlık Merkezi